SHARE

Bu röportajda aslında biz ve bizim gibi gençlerin neden kaçacak delik aradığını, hayatlarının en yaratıcı çağında tüm sosyo-psikolojik sorun belirtilerinden birer kuple göstererek neden her gün daha da umutsuzluğa kapıldığını anlayabilirsiniz. Roy’u çocukluğumdan beri tanırım. Öyle ya da böyle birbirimizin büyüyüp hayata karışma sürecine şahit olduk. Ya da karışamamasına… Düzene karşı alerjisi olan gençlerdik sanırım. Bazıları yaratmak için doğar. Aslında herkes bunun için doğduğunu bilmelidir ama büyütülme şeklimiz ve çevremiz, hepimize hayallerinin peşinden koşma lüksü tanımaz. Bu yüzden bazılarımız klasik yolu tutturamayıp çizgi dışı yaşar. Buna yanlış demek, özellikle bugünlerde asıl yanlış olacaktır. Hep bi ‘Oğlum-Kızım hala bi düzen oturtamadın mı?’dır onlara bakış, sanki dünyada her şey tıkırında gidiyormuş gibi… Aslında ruh kendini belli eder; ne yapmak istediğini bilir ama insanlarda hep bi eleştirel bakış vardır.

Ülke karmakarışık, boktan. Kime sorsam gidecek yer arıyor. Ölen gençlerimizin yanında, yaşayan ölülerimiz var. Ülkeyi onlarca adım ileri atacak genç neslin hepsi kaput. Sosyal medya laneti, egolarımızın en ücra noktalarına kadar işlemiş; ‘Bende buradayım’ diye kendini göstermek için ortalığın ağzına sıçıyor. Kimsede icraat yok. Tüm eleştirel bakışlarınızı, desteğe dönüştürün. En azından buna ihtiyaç duyan bu projeye bir göz atın. Sıfır bütçeyle çekilmiş bir film. Verilen sözlerin tutulmadığı, dağıtımının yarım kaldığı… Beni şaşırtmadı açıkçası. Yaratmak isteyen herkese kapılar gün geçtikçe kapanıyor. Eriyoruz, bitiyoruz daha kötüsü çekip gidiyoruz… Film Ekim ayında yayınlanacak, tabii sizin de desteğiniz olursa…

Hesap No: 078-6676652 Harbiye/Garanti Bankası

Iban: TR59 0006 2000 0780 0006 6766 52 – Eda Cengiz

Yönetmen: TİMO ROY

1.Filmden bahseder misin? Nasıl bir sürecin sonucunda gerçekleşti?

Sanırım yedi ay önce arkadaşlarımdan aldığım ekipmanlar ve verilen sözler üzerine başladım bu projeye. Zamanla verilen sözlerin tutulmadığını gördüğümde biraz afalladım ve duraksadım. Olayda zaten burada başladı. Normalde filmin kararlaştırılan 2 başrol oyuncusu ve hazır bir senaryosu vardı. Belirli bir kısma gelindiğinde yarı yolda bırakıldım. Artık başrol oyuncularım yoktu. Mağlum ekipmanlarıda zırt pırt alamıyordum. Biraz durup düşünmem gerektiğini fark ettim ve filmi en baştan çekmek yerine senaryoda ufak değişiklikler yapıp, çekilmiş sahnelerin üzerine yeni çekilen sahneleri koymaya karar verdim. Başıma gelmiş olan bu satışları, verilen sözlerin tutulmayışını gayet açık bir şekilde filme kattım. Filmin olay örgüsü değişik bir hal aldı. Belirli bir başrol yoktu ve film bölüm bölüm ilerlemek durumunda kaldı.

2.Çıkış noktası ne? Amaç sıfır bütçeli bir film çekmek miydi yoksa başından beri destek mi bulamadınız?

Senaryoyu iki yıl önce yazmış fakat destek alamadığım için rafa kaldırmıştım. Çünkü prodüksiyon gerektiren bir senaryoydu. İki yıl sonra senaryoyu tekrar ele alıp kısıtlamalar yaptım. Para tutan her şeyi çıkardım çünkü tek başımaydım ve param yoktu. Başından beri destek alamadı. Tahmince saçma sapan espriler barındıran, kendi halkıyla dalga geçen ve kimseye katkısı olmayan bir film senaryosu yazmış olsaydım aradığım desteği bulabilirdim. Bu tarz filmlerin hiçbir zaman destek alacağını sanmıyorum. Zaten filmi Türkiye’nin yüzde 20’sine yapıyorum, yüzde 80’i çoktan kaybettik.

3.Prodüksyon ekibi kaç kişiydi? Ne gibi zorluklar yaşadınız?

Kamera arkasında ben, Burak Kahraman, Evren Avcı ve Yardımcı Yönetmenlik yapan Orhan Yay vardı. Çekim ekibi ve oyuncu arkadaşlarım ile sürekli olarak bir araya gelemiyorduk. Malum herkesin başka işleri oluyordu. O yüzden 10 gün içinde iki sahne falan çekebiliyorduk.

4.Filmdeki en büyük sıkıntınız neydi?

En büyük sıkıntımız ses problemiydi. Filmin bazı sahnelerinde altyazı kullanmak durumunda kaldım. Bu da filme hafif müzikal bir hava kattı.

5.Oyuncu seçimleri nasıl gerçekleşti?

Oyuncular tamamen amatör. Bir kişi dışında hepsi yurdum insanı. Değişen senaryodan dolayı film doğaçlama tekniği ile ilerledi. Hatta doğaçlama filme daha farklı bir hava getirdi diyebilirim. Deneme çekimleri hazırlık yapılmadan soru-cevap şeklinde ilerledi. İnsanların ani tepkileri, utanıp sıkılmaları ya da şaşırmaları kamera karşında en doğal haliyle gözüktü. Sanırım istediğimde buydu.

 6.Film nerelerde geçiyor? Konusu nedir?

İstanbul’un Kadıköy, Beyoğlu, Cihangir ve Çukurcuma taraflarında geçiyor. Konu, film çekmek isteyen bir çocuğun başından geçenlerin en gerçek hali… Arkadaşlığın nasıl bir şey olduğunu, bir şeyler yapmak için kimseyi beklememek gerektiğini, az konuşup çok iş yapmak gerektiğini ve kıç ıslanmadan balığın tutulamayacağını

7.Şu an dağıtım ve reklamla ilgili ne gibi sorunlar yaşıyorsunuz?

Bir iki yerden para bekliyordum ama başıma yine aynı şeyler geldi. İhtiyacım olan desteği bulamadım. O yüzden insanlardan bana destek olmalarını ve filmin dağıtımı için yardım etmelerini istiyorum. Yoksa film sadece bilgisayarımda kalacak ve bu kadar emek boşa gidecek. İstediğimiz miktarlar çok komik rakamlar. Herkes 5 veya 10 lira desteklese bu iş tamamdır. Yatırılan paralarla Dvd kapları, afiş tasarımları ve dağıtım yapılacak.

8.Popüler kültüre malzeme olmaması gereken ama hakettiği kitleye de ulaştırılması gereken bir film olduğunu düşünüyo musun?

Olay popüler kültür değil… İnsanların dedikoduyu, oturdukları yerden bıdı bıdı yapmayıp bırakıp, kalkıp bir şeyler yapması. Herkes birbirine bok atar hale gelmiş bir kıskançlıktır gidiyor. Benim çektiğim filmi beğenmemiş olabilirsin. O zaman senin daha iyisini yapman; boş konuşmandan daha iyi bir hareket olacaktır. Belkide en iyi filmi sen çekersin kim bilir?

9.Bu projenin karşı durduğu diğer yandan savunduğu fikir nedir?

Benim lafım bu yüzde 20’ye aslında. Potansiyel barındıran bir toplumdan sadece eleştirel tavırlar görüyoruz. Dediğim gibi; kalkın ve bir şeyler yapın. Yapmaktan ve eleştirilmekten korkmayın. İnsanlar her zaman konuşur ama sözün bittiği noktada dünyayı değiştirenler; bir şeyler yapanlardır. Yaparken bizleri de etkilerler ve onları asla unutmayız. Siz hangisisiniz? Sadece konuşuyor musunuz yoksa kalkıp bir şeyler mi yapıyorsunuz? Çünkü inanın bana geri kalan ne varsa kahve dedikodusundan başka bir şey değildir.

 

savesave

1 COMMENT

  1. Uzun zamandan beridir tanıdığım arkadaşımı cesaretinden dolayı tebrik ederim.Gerçek anlamda emek ve özveriyi derinden isteyen bir iş ve bu işin altında her soruna rağmen kalkabileceğine eminim, Timo Roy ile çekim destekleri hakkında konuştuğumuzda bakanlık desteklerinden yararlanabilceğini önermiştim, fakat sıcak bakmamıştı, bir sonraki projelerinde devlet destekli güzel filmler yapacağına inancım tam ve herzaman olduğu gibi tüm projeler için adrone olarak destek vermeye devam edeceğiz.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here