SHARE

Geç kalmışlık korkusu, çoğumuzu aklındakileri gerçekleştirmeye iter. “Bizden geçti” cümlesi muhabbet aralarında ne kadar çok duyulur hale geldi. Nasıl büyük işlere girişmek sadece 30’lu yaşlara ait değilse, çılgın değişiklikler yapmakta 20’li yaşlara özel değil. Yıllar ne kadar geçerse geçsin ruhunuz yaşlanmayacak ve sürekli yeni şeyler denemek isteyeceksiniz. Bavulunuzu alıp kısa bir tatile çıkmak ya da tamamiyle başka ülkeye taşınmak için genel geçer bir yaş mevcut değil. Bunu belki oturduğunuz yerden anlayamazsınız ama- New York için söylüyorum- özellikle buraya ayak bastığınızda çok net anlarsınız. Monotonluktan bunalıp yaş gözetmeksizin kendini buraya atan o kadar çok insan var ki…  Hayattaki beklentilerinizle  ilgili. Sahip olduklarınızla hayata karşı tatminkar bir duruş sergileyebiliyorsanız ne mutlu size. Ama ters giden bir şeyler varsa değişiklik için mazeret üretmeyin. İnanın dünyanın her yerinde, her yaşta dilediği gibi yaşayan insanlar var. Aldığınız risklerin sonuçları önemli değil. Canınızın istediğini yapabilen birine dönüştüyseniz, risklerin olumsuz sonuçlarınıda “Canım artık istemiyor” deyip değiştirebilirsiniz.

Yeni şehirlere alışmak kolay değil. Kendimi uzay boşluğuna atılıp, amaçsız bırakılmış bi varlık gibi hissettiğim New York günlerinde arkadaşım Cemşük (ismine kızacak şimdi)  bana hayatta bi varış noktası olmadığını, sürekli bir şeylerin olmasını beklemememi, yolculuğumun tadını çıkarmam gerektiğini söylemişti. İlle de bişey olmasına gerek yok. Değişiklik yaptın diye çok zengin ya da çok başarılı olmak zorunda değilsin. Bazen yola neden çıktığınızı bile unutuyosunuz. Zamanında sizi monotonluktan öldüren sebepleri, yerleri, kişileri özlüyosunuz. Başarısızlık korkusu sizi sıkıcı ama güvende olan limanlara itiyo. Kaçırıyosunuz nerede olduğunuzu. Yanınızdan geçen insanları, bir daha bulamayacağınız etkinlikleri onu bunu şunu…

Herkes aynı şeyleri yapıp mutsuz olurken, siz de farklı seçimlerle mutsuz olun.  Nasılsa her şeyin sonunda bi tatminsizlik olacak, kim bilebilir hangi sıralamanın kim için doğru olacağını. Bu yüzden çoluk çocuk gibi büyük sorumluluklarınız yoksa değişiklik yapmaktan korkmayın. Herkesin yaptığını yapmaktan geri kalacaksınız diye korkmayın. Hiçbir şeyden korkmayın. Zaman çok çabuk geçiyor. Keşke durdurabilsek. Doğru olduğunu düşündüğünüz şey 5 ay sonrası için geçerli olmayabilir. Neden stabil bir hayat yaşamak zorunda bırakılıyoruz. Eğer mutluluk oysa, kendim deneyerek görmek isterim. “Evet insan hep aynı yerde, ‘olması’ gerektiği gibi yaşamalıymış” demek isterim. Ama başkası söylediği için değil, kendim keşfettiğim için. Şu an kendinize sorun, ben gerçekten ne yapmak istiyorum? Mutluluk üzerinde çalışılması gereken bir durum. O düştükçe, biz geri kazanıyoruz. Diğer insanların kararları, diğer insanlar için doğru olsaydı, bugün dünyada bu kadar rezillik, sefalet, bunalım yaşanmazdı. 70’e merdiven dayadığımızda (bu hızla pek sanmıorum), yüzümüze tebessüm getirecek ufak hikayelerimiz olmayacaksa, neye yarar senelerce insanları dinlemek. Genç yaşta evlenin ya da 40’lı yaşlarda sırt çantanızı alıp terk edin gidin, ne farkeder. Hangisi o an ‘size’ doğru geliyorsa…  Yeterki o ‘diğerleri’ için oluşturulmuş sahte vitrine konan kukla oyuncaklardan olmayalım.

Yani, kısa bir süre için bile olsa kaçın gidin .

EZGİ

 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here