SHARE

Yazı: Özge Düzel
-Ooo Merhabalar Y Hanım, nasılsınız ?
-Teşekkür ederim X Bey, siz nasılsınız?
-İyiyim teşekkür ederim. Rahatsız ediyorum ama bir durumum
vardı. Yıllık iznimden birkaç gün kullanmak istiyorum da.. Dilekçe yazmadan önce sizinle görüşmem gerekiyormuş, öyle söyledi arkadaşlar.
– Ah, tabi yıllık izinler… Derhal ayarlayalım izin günlerinizi. Arkadaşlarla konuşuyorum, isterseniz bu haftasonuna hemen istifa dilekçenizi verir, gönül rahatlığıyla yıllık izninizi kullanırsınız.….
Sen burayı ne sandın canım?
Ne izni? Dinlenemezsin.
Projeler, toplantılar, sunumlar, fuarlar, lansmanlar, planlamalar!
Kim yapacak bunca işi? Yıllık izinmiş!

Daha patronun oğlu İngiltere’de Buckingham Sarayı’nda fotoğraf çekilmemiş, küçük kızları liseden yeni mezun oldu, New York biletleri alınmamış, ne demek yıllık izin?
-Ooo Hoşgeldiniz
Üniversiteden yeni mezun mu oldunuz? ‘Ben Devlet’te çalışmam yia! Özel sektör düşünüyorum’ diyenlerden misiniz?
Ta taam! İşte karşınızda ‘ÖZEL SEKTÖR’
Her şirket aynı, her patron kötü demiyorum asla. Ama %82 durum bu. İnanmıyorsun değil mi? İnanmazsan inanma…
Ben senin iyiliğin için konuşuyorum.
Size ufak birkaç tavsiye… Dinlerseniz işinize yarar, dinlemezseniz siz bilirsiniz.
‘Bu ne ya?’ diyen varsa yallah özel sektöre canım!
Şirkette o herkesin arkasından konuşan ama sana karşı melek gibi olan kız var ya…
Uzak dur sen ondan. Böyle tatlı tatlı: ‘Ee sen neler yapıyorsun? Ailenlemi yaşıyorsun? Hmm, evet, hayırlı olsun canım’ ların arkasında, anında dedikodu kazanı kaynatan, her türlü detayı patrona ve ortalığa saçan süpürgesiz bir cadı var. (Tecrübeyle Sabit )
Bu türler, yapılan dedikoduyla orantılı, patronların maaşlarına zam yapacaklarına falan inanıyorlar sanırım. (Gözlem evresindeyim sonuçlandıramadım)
Asistanlar, Müdür Yardımcıları veya patronun odasından bıyık altından gülerek çıkanlar….
Hep aynı strateji, inanılmaz! Hepside tutuyor! Yavaş yavaş arkadaş olan bu kişiler, köleleşme evresinde de en büyük rolü oynayanlar.
O filmlerde ki gibi birbirlerinin hatalarını düzelten ‘O kovulursa bende yokum!’ diyen arkadaşlıklar yok canım, sorry! ‘Ya bu Pazar sayım var şirkette, ofiste nöbetçi kalmam gerekiyor, sunum hazırlıkları da bitmemiş, biliyorsun yetişmesi gerek. Çok acil bir işim var. Benim yerime gelir misin rica etsem?’
‘Tabii canım ne demek, idare ederim ben’
Nah idare eder! Avcunu yalarsın. Hayatta etmez. Üstelik iki senedir de burada çalışıyor. Kapıya koydurur seni. Sende onunla Zıt-la-şa-maz-sın!
Paralı köleliğe hoş geldiniz!
Okudukların tanıdık geldi mi? Ne yapacaksın şimdi?
Çok basit, işte birkaç madde;
-Kimseye güvenme! İnsanlar kötü, kötü. kötü.
– Hiçbir tatil gününü, işyerine ayırma! Koskoca şirketi sen mi kurtaracaksın!
-Seni överler. İki üç şaşaalı toplantı; topuklu ayakkabıları da çekince… Bi iş kadını olmalar falan! İnanma… Maaşına zam gelmeyecek şekerim. 3 toplantıya gittin diye 24 taksitli deri çizme alma diyorum yani!
Uzun lafın kısası, sektöre değil, kendine çalış. Şirketi değil, kendini geliştir.

Özel Sektör çok daha iyi diyenler olursa ‘Bi sektör git ‘ dersin, olur biter.

1 COMMENT

  1. Özge gerçekten harika anlatmışsın, tebrik ediyorum.
    Giriş kısmındaki diyaloğu bizzat yaşadım ama böyle anlatamazdım doğrusu.
    %82 demişsin, bence %98. Yurt dışı, yurt içi hep aynı, hiç bir şey değişmiyor.
    Gencecik, körpecikken inanıyor insan, kapılıyor her türlü şaşaaya. Dedikleri gibi yaparsam, dünya etrafımda dönecek, herkes beni övecek, kimse benden vazgeçmeyecek zannediyor ama nafile. Birde yaş otuzu geçti mi ne giydiğin topuklular seni kurtarıyor, ne de boca ettiğin fondötenler. Yeni mezunların yanında adın bile geçmiyor, çünkü modan çoktaan geçiyor. Kariyerin, diploman hepsi hava olup gidiyor, yerine kırışıklık, yorgunluk, anlamsızlık ve umursanmamazlık bırakıyor. Bir kez daha ‘diploma bahane, gençlik-güzellik şahane’ ifadesiyle yüzleşip insan olarak değil de eğlence unsuru olarak burdaymışım meğer diyorsun ama iş işten geçiyor.
    Aynen dediğin gibi, “Paralı köleliğe hoş geldiniz!”
    Tabii memuriyette bu problemlerin hepsi yok mu oluyor, maalesef hayır. Büyük kısmı, şekil değiştirerek karşınıza çıkıyor.

    Amaan kızlar bence kendinizi hiç yormayın canlarım, özgürlük-rahatlık-kültürlülük maskesiyle onun bunun kölesi/oyuncağı olacağınıza, kısa süre sonra kenara bir kenara atılıp kötü hatta çok kötü insanlar arasında ömür tüketeceğinize doğru kişiyi bulmak için elinizi çabuk tutun, onu bulduğunuzda onun da sizi fark edebilmesi için ‘doğru’ kalın ve mutlu, huzurlu, sıcacık yuvanızı kurun:)
    Bu ortamda tek sağlıklı çözüm bu gerçekten. Otuz beş yaşındayım keşke yirmilerin başındayken bu bakış açısını yakalayabilecek tek bir fırsatım olabilseydi. Bizim nesil harcandı azizim, hayal diye özentileri kakaladılar bize hep. Gerçekleri kaka, çıkmaz sokakları tatlı gösterdiler. Biz arafta kaldık maalesef ama gençlerden ümitliyim. Umuyorum ki onlar daha özentisiz, kendini, insanları ve hayatı tanıyarak, en önemlisi bizi görerek kararlarını doğru alırlar.
    Teşekkür ederim Özge, sayende içimi döktüm:)

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here