SHARE
Yazı: Kadir Atay

Bunun icin yasıyoruz çoğumuz…
Uzun uzun yapılacaklar listemiz var her birimizin. Ama bunları yapacak cesaretimiz yok. Temel problem yetiştirilme tarzımız aslında. Sosyolojik argümanlardan uzak bir anlatımla ifade etmek gerekirse ne yapılacağını biliyor herkes az çok. Bazen gitmesi gerektiğini biliyor. Ama gidemiyor. Kaderci algıyla sadece o beklediğinin ayağına gelmesini istiyor. Sürekli hayal kurup bu hayallerin gerçekleşmesi için hiçbir şey yapmamak başka nasıl açıklanır ki zaten…

Kendi öğle yemeği aralarımdan biliyorum. O aralarda konuşulanların dörtte biri hayata geçirilse bir nevi Dan Bilzerian şerefsizi kadar olmuştuk çok net. Ama ben saat her 13:30 olduğunda ofise geri dönüp ve kendi ellerimle tasmamı takarak köleliğime devam ettim.

Biz muhafazakar bir toplumda yaşıyoruz. Gerçek kelime anlamından bahsediyorum. Yani o kadar tutucuyuz ki en ufak bir farklılığa tahammülümüz yok. Hardcore dedikodu yapılan evlerde büyüdük. O şöyle bu böyle diye inledi kadın toplanmacaları. Bu da bizi cesaretsiz yaptı işte. Hepi topu bi karar verip harekete geçicez. Ama bunu yapmak tonlarca ağırlık gibi omuzlarımızda kalıyor. Bizde bu ağırlık altın’da pert olup aynı günleri yaşıyoruz.

Bize düşen toplum yargılarını yıkmak… Kendimizce olsa bile değişiklik yapmak, gösteremediğimiz cesareti gösterenleri de alkışlamak.

Farklı günler dileğiyle…

 

 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here