SHARE

Yakaladım konuyu. Daha doğrusu konu beni yakaladı. Ev arkadaşımla ‘Bunların hepsi boşluktan’ diye dedikodu yaparken farkettimki herkesin boşluklarını toplasak New York sokaklarında ufak galaksiler yaratıp, özel uzay boşluklarında yaşayabiliriz; o derece boşlukta herkes!

Konumuz New York’ta herkesin yalnız hissetmesi. Buna Amerikalı olup, başka eyaletlerden gelen insanlarda dahil.

Sorumuz ise neden bu insanlar yalnız hissediyor? Bulaşıcı olmalı bu yalnızlık. Herkes yalnız hissediyorsa neden herkes birlikte değil? Ne kadar basit bir çözüm sundum işte.

Şimdi hepsine tek tek parmak sokalım.

New York’taki insanların yalnız olduğunu düşünmüyorum. New York’taki insanlar bekarlar. Bekar olmaları yalnız oldukları anlamına gelmiyor. Ve bu insanlar birey olarak o kadar hayatın içinde varlar ki, birçoğu bekarlığı tercih ediyor. Şehire yeni gelenler, buradaki insanların çok konuşmasını yalnızlıklarına bağlıyor ama bence Amerikalılar sadece konuşmayı seviyor. Adamlar sadece konuşuyor.

Yalnızlık hissi çeken kitle sonradan New York’a gelmiş, göçmen olarak adlandırdığımız hepimizi içine alan (biz henüz göçemesekte) kitle. Çünkü hikayeleri farklı. Eminim İstanbul’da da kalabalık içinde yalnız hissedenler vardır ama farklı ülkedeymişcesine yoğun hissetmediği için bu kadar dillendirmiyordur. Zaten hükümet yatak odalarımıza kadar girdiği için insan kendini hiç yalnız hissedemiyor.

Önce Amerikalı’ları ele alalım. New York’ta doğmuş bir Amerikalıyla, daha iç kesimlerde büyümüş ve sonrada New York’a gelmiş bir Amerikalı’nın arasındaki uçurumu onları yakından tanıdıkça anlarsınız. Örneğin Ohio’da okuyup çalışmak için New York’a gelen bir erkek çok daha samimi, dürüst ve aile kavramı gelişmiş olabilir. Ama New York’ta büyüyen bir erkek… Götün götün kaçalım kızlar. Ya da New York’ta büyüyen bir kız için Manhattan ya da Brooklyn’de oturmanız büyük fark yaratabilir. Manhattan halk arasında ‘City’ olarak geçer. Yani Brooklyn’de oturuyorsanız ve o gün Manhattan’da işiniz varsa şehire gidiyorum dersiniz. (Bana Trabzon’u hatırlattı he. Babannemler köyde olunca yukardayız, şehirde olunca aşağıdayız derdi hep) Yani ‘City’de oturmayan bir erkek, bir Manhattan kızı için bitmiş bile olabilir. Halbuki bir İstanbul kızı için o erkek New York’ta yaşıyordur. Neyse Bence bu konuda kimse suçlu değil. Bu şehir size hızlı tüketimi öğrettiği için, ilişkilerde buna dahil oluyor.

Yazının altında size çok komik bir harita linki veriyorum. New York’un bekar, evli, dul, ayrılmış oranını bölge bölge görebileceğiniz bir harita. Eğer haritayı incelerseniz Manhattan’ın çoğu kesiminin bekar olduğunu görebilirsiniz. İyice bakın, ona göre gelin. Sonra neden evde kaldım demeyin.

Amerika’nın kendi yayınlarınada yüzlerce kez malzeme olmuş bir konu bu şehirdeki ‘Bekarlık’. Haritada Brookly’nin sonlarına bakarsınız evlilik oranının arttığını görürsünüz. Çünkü oralar Yahudilerin, özellikle Hasidik dediğimiz aşırı dindar ve bizim yobazlarımızdan farklı olmayan hayat tarzıyla dikkat çeken kesimin yoğunlukta olduğu bölgeler. 8 milyonluk New York’ta 2 milyona yakın Yahudi var. Dikkat edin, çok yakınlaşmayın. Aşkınız yarım kalıyor benden söylemesi. Yahudinin modernide olsa bir yerde sorun çıkıyor.

Tüm Manhattan neden bekar?

İLK HEDEF KARI-KOCA BULMAKSA NEW YORK’A GELMEYİN. Genellemeden anlatıyorum. Çoğunluk üzerinden…

Şimdi hayal edin çoğunluk çok güzel, çoğunluk çok tarz ve bu çoğunluk bir de anlayışlı, aşırı sosyal. Bu yüzden sirkülasyon çok hızlı –Güzel ve sosyal– İki kelime paradoks yaratıyor. Güzel olan bu insanlar kolayca sosyalleştiği için, sosyalleşme sırasında denk gelen diğer güzel insanlarla yine sosyalleşiyor. Bu yüzden herkes daldan dala atlıyor. Deniyor. Aynı anda üç farklı görüşmeye çıkıp aralarında karar vermeye çalışıyor. Böylelikle evlenmek uzun zaman alıyor. Zaten doğasında tek eşlilik olmayan insanoğlu, geçmişten gelen toplum baskılarınada maruz kalmayınca özgürce yaşıyor. Bu arada bahsettiğimiz Amerikalılar, bizim tayfa henüz bu kesim arasında değil.

New York böyle arkadaşlar. Manhattan’daki hayatın hızına yetişmek herkese kısmet olmuyor. Paris’e gider gibi gider oraya aşık olurum demeyin. İş planınız yoksa New York’ta mundar olur kalırsınız.

Şimdi göçmen tayfaya gelelim. Bu tayfa bekarlık üzerine bir de yalnızlık çeken tayfa. Sevgili bulmada en zorlanan kesim. Kimle masaya otursam sevgilisi yok. Olanlar da, ne yalan söyleyeyim, bazen yokluktan gidivermiş birine. Dönüp dolaşıp herkesin kendi milletine takıldığı bu popülasyonu sadece Türk olarak asla algılamayın. Her milletten göçmeni sayabiliriz.

Peki, bu göçmenlerin hali neden böyle?

Bunları yazarken çok gülüyorum çünkü kendim ve arkadaşlarım arasında dönen geyikler geliyor sürekli aklıma. Birinci neden İngilizcenizin mutlaka iyi olması gerek, tayfalar arası geçiş yapabilmeniz için. Herkesin birbirini sayıp sevdiği hayvani bir sınıf farkı var New York’ta. Garip bir cümle oldu ama başka türlü anlatamadım. İki kuruş İngilizceyle, cebiniz boş, okul mokul yok öyle çıkıp geldiyseniz, Türkiye’de takıldığınız kesimden insanların denkleriyle burada ilk zamanlar takılamazsınız. Çünkü aralarına giremezsiniz. Özellikle erkekseniz daha zor. İkinci neden yeterince girişken olunmaması. Bir anda bir sürü Türk arkadaş edineceksiniz. Onlarla hayat güzel, eğlenceli ve kolay olacak. Çoğu öğrenci; hatta öğrenci olarak ayırmayalım kafasına esip New York’a gelen herkes kendini bu rehavet içerisinde salıverip gidiyor. Sonra vay efendim neden İngilizcem gelişmiyor, neden herkes Türk, neden yabancı sevgilim yok, diyor diyor duruyor. Kendi milletinizden sağlam arkadaşlar edinin. Ama bu yabancılarla takılmayacağınız anlamına gelmesin. Hepimiz ilk zamanlar bu hataya düşüyoruz. Daha kolay olduğu için kendi milletimizle takılıp, adeta Türkiye’deymişcesine yaşıyoruz. Yani bir Amerikalı için ‘bekarlık’ nasıl biraz seçimse, göçmenler içinde ‘yalnızlık’ bir o kadar seçim oluyor.

Konuyu daha uzatmadan toparlayayım. Birey olarak ‘varolduğunuz’ bir şehirde olacaksınız. Tek başınıza içebileceğiniz, etkinliklere katılabileceğiniz, parklara gidebileceğiniz ve daha aklınıza gelebilecek yüzlerce şey yapabileceğiniz bir şehir. Seneleri devirdikçe bu şehirde aslında kişilere olan bağımlılıklarınızdan ya da hayata karşı olan zorunluluklarınızdan kurtulup, kendi başınıza neler yapabileceğinizi keşfediyorsunuz. Bundan keyif alıyorsunuz. Okuduğum tüm makalelerin aksine bu şehirdeki yalnızlık kişinin bakış açısına göre şekilleniyor. Bence insan her yerde, herkesle yalnız ama bir o kadar birlikte. Neden insanlar birbirlerine bu kadar bağımlı büyütülüyor? Kendi içlerindeki bütünlüğü nasıl yakalayacaklarını öğretmek varken hem de… Bence korkular arasındaki en tehlikelisi ve sizi yolunuzdan alıkoyabilecek güçte olanı. Başkasına bağımlı yapıp kendinizi unutturabilecek olanı. Onu yok etmek için adımlar atmadıkça da hissetmeye mahkum gibisiniz. Şehir önemli değil. Bence ilk önce yalnızlığı tercih edin ve onla mutlu olun. Daha doğrusu onla mutlu olabilmeyi öğreneceğiniz şehirlere gidin. Türkiye’de pek mümkün değil, ben bile iki haftalığına geldiğimde noluyo lan evlenioz mu diye geri döndüm. Tek başınızayken geçirdiğiniz o saatleri fark etmeyeceğiniz, fark ettirilmeyeceğiniz şehirler bulun. Kendinizi keşfedin. Sonra hayatınıza biri girince daha da mutlu oluverin. Böylelikle ‘Kalabalık arasında yalnızlık çeken’ binlerce insandan biri olmazsınız.

New York’ta da yalnız değilsiniz. Sadece işler boka sardığında götünüzü toplayacak bir aileniz yok. Bence büyümek için yeterince adil..

INTERAKTIF HARITA: Buyrun bekarları bulun

https://newyork.placeilive.com/maritalstatus#40.727226245152764/-73.95137786865234/11

mapgif

 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here