SHARE

“Sevgili Jim, merhabalar;”
Her yer beyaz oldu, Jim o kadar güzel ki doğrusu görmeni isterdim. En sevdiğim kuşlar sabahları pencereme gelip senfoni yapıyorlar, bana biliyor musun? Sanırım beni seviyorlar Jim, sabah olunca güzel uyandırmak istiyorlar. Ya da Jim ben çok saf olabilirim. Büyük ihtimalle ikincisi doğru, gerçeklerin saf halini kabul etmem gerek. Sence neden bu kadar sevgi takıntılı biriyim ben, bir şey söylemek zorundasın. Sessiz kalmandan yoruldum artık sende biliyorsun. Sürekli iyi olmaktan sıkıldım. Kötü tarafa geçemem ama bunu sende biliyorsun, eğer karar verip kötülerin tarafına geçersem, iyilik adına verdiğim tüm savaş boşuna olabilir. Korkuyorum… Düşünsene küçücük bir insanım, dünyanın geri kalanı çok kötü ve her gün o dünya için uyanıyorum. Çok fazla içiyorum. Aslında bazen ıhlamur da içiyorum. Yine de galiba öleceğim. En büyük üzüntüm, istediğim filmleri çekemeden ölmek olacak. Sinema da eskisi gibi değil. Jim, görsen şaşarsın, pisliği izleyip film diye gülüyorlar. Herkesin insanlığı çürümüş sanki en korkutucu olanı bu olsa gerek. Yarına uyanacak olmanın verdiği haz bittiğinde, insan nasıl yaşayabilir.

Böylesine tuhaf hisler bana kim bilir nereden gelir. Tuhaflık ben de olabilir Jim, bunu biliyorsun çok da normal bir insan değilim. Bunu kimselere söyleyemeyiz. O zaman bu durumumuzu kullanırlar. Bize daha kolay kötülük yaparlar. İnsanların yarattığı bir nefret kuyusunda yaşıyoruz. Herkes bir şeylere takılı kalmış. En çok ölümden korkuyorlar. Ben biraz tedirginim. Jim eğer bir gün ölürsem, bir şekilde beyaz güller getir bana, bilirsin ne çok severim beyaz gülü, ama güller hayali olsun. Bir cansızı mutlu etmek için, canlıların hayatına son verenlerden olmayalım. Sen en iyisi beni yalnız bırakma, sık sık gel bekle başımda, görüyorsun kendimi düşünüyorum. Benim de o insanlardan bir farkım kalmadı mı dersin. Söyleme böyle şeyler Jim, lütfen ben iyi bir insan olmak istiyorum.

Ben kendime göre iyiyim Jim, sende biliyorsun, ama susuyorsun. Gerçekleri bilsem bir gün bile tahammül edemem. Ben yine tuhaflaştım, bu kadar değildim. Her geçen gün iyice kedibalığı gibi oluyorum. Dokunsalar kırılıyor, biraz üstüme gelseler ağlıyorum. Hayır, ben zayıf değilim aslında, sadece bu dünya için uygun değilmişim. Herkes öyle söylüyor Jim. Sen beni anlarsın, belki de kim bilir sende bıkmışsındır benden, öyleyse söyle sana kırılmam biliyorsun. Ben artık film çekemiyorum. O nedenle de mutsuzum, bu büyük bir ihtimalle gerçek. En kötüsü geceleri uyuyamıyorum. Bu korkunç bir şey sabahlara kadar oturuyorum, bir de normalmiş gibi uykusuzluğumu kahveler ile besliyorum. Ben ölürsem Jim, parkın yanında yaşayan kedilerimizi unutma! Beyaz çok tüyle olan başında beklemezsen, yemez yemeğini bitirene kadar başında beklersin. Birde kuşlarımız önce kumrular yesin dikkat et! Nedendir bilmem, onları kendime çok benzetiyorum. Hemen kırılabiliyorlar, ama onlara yemeğini ver uzaklaş, bir türlü güvenemez onlar… Sakın aniden yaklaşım tedirgin etme. Jim yine geç kaldın. Seni daha fazla bekleyebilirim ama başka güzel bir düşüncem yok.

Sen iyi ki, hayali bir karaktersin Jim, tanrı korusun! Ya gerçek olsaydın, o zaman bu kadar sevemezdik birbirimizi, ben buna eminim. Hayali olsan da kal… Lütfen Jim sen de gitme! Senden başka söylenecek, huysuzluk yapacak kimsem kalmadı. Beni affet!

 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here