SHARE

Büyümek çok güzel. Tüm çevreniz ve arkadaşlarınız bir yerlere dağılıyor ve herkes çok güzel işler yapmaya başlıyor. Facebook’un benim için tek ve en önemli azizliği, 10’lu yaşlarda tanıdığım arkadaşlarımın 20’lerde neler yaptığını dikizlemek. Geçirdiğimiz değişimler çok eğlenceli. 30’lu yaşlarda hepimizi neler bekliyor, görmek için sabırsızlanıyorum. (yaşlanmak can sıksa bile…)

SCAE’nin  dünya çapında düzenleyeceği yarışma için her ülkeden baristalar seçiliyor. Nisan Ağca’da bu yarışmanın Türkiye 1.si ve bizi Dublin’de gerçekleşecek dünya çapındaki yarışma ‘World Barista Championship’te temsil edecek. İstanbul Kahve Festival’i yazımıza Nisan’ın fikirlerinden daha güzel ne eşlik edebilir bilemedik.

Röportaj: Kadir Atay

1.Ülkemizde nitelikli kahve kültürünün yaygınlaşmasıyla baristanın önemide arttı. Bu durumu ve gelişimi nasıl değerlendiriyorsun?

Baristalar bu işin kilit noktası. Sadece iyi bir kahveyi nasıl yapması gerektiğini bilmesi yeterli değil. Çok iyi hazırlanmış bir kahveyi, kötü bir sunum ve kötü bir müşteri servisi ile içmektense orta kalitede bir kahveyi süper bir müşteri hizmetiyle içmek daha önemli. Bu yüzden baristalar hem müşteri servisi hem de kahve bilgisiyle fark yaratıp, işletmeyi çok iyi yerlere taşıyabilirler.

2.Çayın temel içecek olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Sence kahve konusunda dünyanın neresindeyiz?

Kahvenin kendisi olarak çok gerideyiz, ancak yan ekipman ve yatırım olarak çok ilerideyiz. Ekipmana ciddi bir yatırım var ama ham madde-bilgi olarak Avrupa ve Amerika’nın gerisindeyiz. Bunda gümrük, vergi vs gibi etkenler de var. Ancak her şeye rağmen kendimizi geliştirmeye ve ilgimizi göstermeye açığız. Avrupa’daki festival ve yarışmalara bu denli ilgi duyan ülke sayısı çok az.

3.Yarışmanın özellikleriden bahseder misin? Sırada başka bir yarışma var mı?

SCAE (Specialty Coffee Association of Europe) komitesi tarafından düzenlenen yarışmanın Türkiye ayağı idi. Dünya genelinde yapılacak yarışma için her ülkeden baristalar seçiliyor. Yani sırada Türkiye’yi temsilen gideceğim dünya çapındaki yarışma; WBC (World Barista Championship) var. Bu da 22-25 Haziran’da Dublin’de yapılacak. Tüm dünyadan yaklaşık 50 yarışmacı yer alacak ve ben de ülkemizi iyi bir şekilde temsil etmek ve iyi bir derece almak adına çalışacağım. Aslında bir tane yarışma yok. Toplamda 7 farklı dal var ancak biz Türkiye’de sadece 5’ini düzenliyoruz. Brewer’s (demleme), Latte Art, Kahve Kavurma ve Türk Kahvesi; Türkiye’de düzenlenen ve dünya yarışmalarında da temsil edileceğimiz diğer kategoriler. Bu yarışmaları SCAE Türkiye temsilcisi düzenliyor. Türkiye’de 4 senedir Ayşin Aydoğdu tarafından düzenleniyordu. Bu sene toplamda 40 kadar yarışmacı katıldı.

4.Ana kriterler neydi? Hazırlık sürecinde nerelerden faydalandın?

Aslında tam zamanlı barista olarak çalışmadığım için yarışmaya hazırlık süreci benim için oldukça yorucuydu. Kendi evimde 1 gruplu espresso makinam ve değirmenim var. Hazırlık sürecinde bunlar bana yardımcı oldu. Ayrıca tanıdığım kahve dükkanlarından rica ederek dükkan kapandıktan sonra veya boş vakitlerde çalışma imkanı sağladım. Daha büyük alanda ve daha profesyonel makinalarda çalışmak daha gerçekçi bir ortam yaratıyor haliyle. Ayrıca sürekli Avrupa’nın farklı şehirlerine seyahat ettiğim için orada tanıştığım kahve sektöründen insanlarla da fikir alışverişinde bulundum.

5.Favori kahven ve tarifi nedir?

Favori kahvem espresso. Güzel kavrulmuş ve yapılmış Etiyopya kahvelerini oldukça beğeniyorum. Tarif olarak kullandığım kahve gramajının 2 veya 2.2 katı kadar likit espressolar benim damak tadıma daha uygun geliyor.

6.Kahve iyi bir yoldaştır. Kitabın, sohbetin, müziğin yanında güzel eşlik eder. Sen kahveyi nasıl ve ne sıklıkta tüketirsin.

Kahveyi sabahları ayılmak için tüketiyorum. Genelde ilk kahvemden hiç bir şey aramam. Beni ayıltması yeter. Onun dışında günün her saati kahve içiyorum. Yatmadan önce double espresso içip anında uyuyabilirim. Bazı evde kaldığım tembel günlerde toplamda 200-250 grama yakın kahve tükettiğim oluyor. Yoğun günlerde ise bir belki iki bardak kahve ile idare etmek zorunda kalıyorum. Genelde film veya dizi izlerken ya da sadece kahve içmek istediğimde tüketiyorum. Sürekli elimde kahve bardağıyla görmeniz çok olası. Yazılımla uğraştığım için kodlama yaparken de kafeini koda çeviren bir yapım var dersem yalan olmaz.

7.Biz Türk’ler pratik insanlarız. Evde, ofiste çözünebilen kahve yerine iyi bir şeyler içmek istiyoruz. Ne yapılabilir?

Kaliteli filtre kahve makinaları var. Eğer büyük ofislerde çalışıyorsanız, küçük bir kahve değirmeni ve filtre makinası ile taze kavrulmuş kahve alarak harikalar yaratabilirsiniz. Eğer sizin için kahve makinası çok fazla kahve üretiyorsa, ‘Aeropress’ diye bir alet var. Pratik ve tek kişi için çok ideal. İki dakika gibi bir sürede kahvenizi demleyip içebilirsiniz. Ama öncelikle taze kavrulmuş kahve ve yapmadan hemen önce öğütmek için bir değirmene ihtiyacınız var. El değirmeni de iyi bir başlangıç olabilir, çok büyük bütçeniz yoksa.

8.Şu an neyle ilgileniyorsun? Bu ilgi hobiden mesleğe dönüşür mü?

Şu an hala yazılım mühendisi olarak çalışıyorum. Aslında bu alana, yani kahve sektörüne geçme gibi bir isteğim var ancak kendim için doğru işi bulmam ve doğru hamleyi yapmam lazım. Belki de şu an doğru zamandır.

9.Barista olmak isteyenler nereden başlayabilir? Ülkemizde başka ne gibi yarışmalar var?

Barista olmak isteyenler öncelikle çok okuyup araştırmaları gerektiğini bilmeli ve nasıl bir yerde çalışmak istediklerine karar vermeli. Eski usül İtalyan espresso ve içecekleri yapan bir yerde mi, yeni nesil nitelikli kahve yapan bir yerde mi, bu önemli. Ayrıca ülkemizde barista eğitmenleri var. Onlardan temel eğitimi alarak pratiğe dökebilirler. Sonuçta belge ve diploma almak bu işe sıfırdan başlayacak birisi için iş bulma olasılığını kolaylaştırabilir.

nisan ste 2

 

1 COMMENT

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here