SHARE

Yazı: EMRE CAN AYDIN

Öncelikle umarım sansasyonel Yeni Akit başlığı kıvamındaki başlığımı sevmişsinizdir. Filmlerde falan görüyoruz hani böyle tepesinde helikopter uçan, bazı bazı patlayan, bazı bazı tüm görkemiyle 10 km öteden belli olan Beyaz Saray. İşte o Beyaz Saray villa kıvamında bi yer çıktı Rıza Baba. Yani öyle ahım şahım bir yer değil.

Washington Monument

DC’ye geldiğim ilk hafta dedim şu Beyaz Saray’ı bir de yerinde görelim. Hemen açtım Metro haritasını. Lokasyonu belirledim. Filmlerde gördüğünüz tüm anıtlar aynı yerde zaten. Sanırım şehri Farmville’ci bir teyze planlamış. Tüm görkemli anıtları yan yana karelere koymuş. O bölgeye National Mall diyolar. Sanırım bizim hükümetin kafası bu yüzden karışık. Mall AVM demek sanıyor olabilirler.Neyse, yeni aldığım fotoğraf makinamı yanıma alıp, çantamı hazırlayıp çıktım yola. Zaten Metro’dan (Washingtonray (şaka)) inip biraz yürüdüğünüz zaman büyük bir kazığa benzeyen Washington Monument ile karşılaşıyorsunuz. Baya görkemli bi anıt. Acayip uzun. Yani nasıl anlatsam, anlatamadım. Hayvan gibi büyük işte.

İşte o anıt!!!!11!!

A post shared by Emre (@emre.la) on

Amerikan Futbolu insanları.

Dikkatimi çeken bir başka şey ise insanlar artık anıtların önünde selfie çekiyor. Çok kullanışlı bir hareket. Başkasından rica edip kendinizi çektirmenize gerek yok. Aşağıda görebilirsiniz demek istediğim şeyi

Beyaz Saray
40 saat yürüdüm etrafıma baktım Beyaz Saray yok. Google Maps’i açtım baktım Beyaz Saray’ın tam karşımda olması gerekiyor. Fakat baktığım yerde bir sürü devlet binasından başka hiçbir şey yok. Google’a güvenip baktığım yere doğru inançlı bir şekilde yürümeye başladım. Sonunda bir şeyler gözüktü fakat emin olamıyorum Beyaz Saray bu olamaz lan falan diyorum. Beyaz Saray oymuş. Yemin ederim Obama’ya üzüldüm. Sen koskoca dünya lideri ol ama bir Tayyip Erdoğan olama. Gözümden bir damla yaş düştü.

Dedim biraz fotoğraf çekeyim, Beyaz Saray’ı görmedik demeyelim dedim. Ne kadar fotoğraf çektiysem hiçbirinde ihtişamlı çıkmadı Beyaz Saray. Çok ilginç. Filmlerde nasıl efekt basıyorlarsa artık…

Bu arada ben Beyaz Saray’ın görece uzağında duruyordum. Beyaz Saray’ın önünde ise 10-15 kişi bekleyip fotoğraf falan çektiriyordu fakat onlarla aramızda bariyer vardı. O an TC vatandaşı ezikliğine büründüm ve düşündüm “sanırım oraya sadece ABD vatandaşları girebiliyor.” Gülmeyin arkadaşlar, bunları gerçekten düşünüyorsunuz ABD’ye ilk girdiğinizde. Türkiye’deyken herkes o kadar çok “Donuma kadar soydular, çekmediğim çile kalmadı, devletten habersiz sakız çiğneyemiyorsun” dedi ki anlatamam. Haliyle insanda belli bir beklenti oluşuyor. Oysa ilk haftadan sonra anladım ki adamların s.kinde değiliz. Valla değiliz.

Adamların AVM’lerinde güvenlik yok lan. Olm bizim kıçı kırık AVM’lerimizde xray’den geçiyoruz. ABD’nin başkentinin göbeğindeki AVM’de güvenlik kontrolü yok. Sokakta kimse birbirine karışmıyor. Polis çevirmesi yok. Polis sadece ses efekti. ABD atmosferini tamamlamak için konmuş gibi, arada bir siren sesi duyup ABD’de olduğunuzu hissediyorsunuz sonra yolunuza devam ediyorsunuz. Çoğu metro istasyonunda polis yok. Daha doğrusu 1 aydır buradayım, her gün metro kullanıyorum, şuana kadar 2 polis gördüm. İslamofobi ile itham edilen, güvenlik konusundaki hassasiyetiyle dalga geçilen ABD’nin sülalesi rahat lan. Tabi bir Türk olarak daha fazla düşünmeden edemedim. Eğer bu adamlar bu kadar rahatsa kim bilir nasıl bir bilgi ağları var. Korktum.

Neyse işte millet Beyaz Saray’ın önündeydi, dedim ne yapsam ne yapsam, oraya girsem mi girmesem mi? Sonra dedim “Özgürlükler ülkesi değil mi lan burası?” ve girmeye karar verdim. Fakat etrafta izinsiz girmeyin falan yazıyordu, millet izin istemeden giriyodu cesaret edemedim. Alternatif bi rota belirleme çalışmasına giriştim. İzlediğim alternatif rotayı ve aslında izlemem gereken rotayı aşağıdaki görselde görebilirsiniz.

Beyaz Saray’a yaklaştıktan sonra birkaç tane fotoğraf çektim. Sonra da hayatıma devam ettim, Google Maps’i açıp en yakın Starbucks’ın lokasyonuna falan baktım. Yolculuk böyle geçti yani. Yorum falan yaparsanız süper olabilir. Kolay gelsin.

Emre Can Aydın’ı takip edin:

http://emre.la/

Not: İstanbul’daki film arşivimin yarısını Emre Can’a borçluyum. Az dvd’lerini kopyalamadım. Sevgiler/Ezgi

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here