SHARE

 

Yazı: Kadir ATAY

Her daim soğuk ve güzel kuzey şehri: Amsterdam

Amsterdam’da toplam beş gün geçirdim. Saatlerce yürüdüm, bisiklete bindim, onlarca müze gezdim, farklı şeyleri denedim. Ufak bir yazıylada bunu sizlerle paylaşmak istedim.

Kalacağımız otel için rezervasyonu hayli önceden yaptırmıştık. Bu yüzden uçak ve otel masraflarımız epey bir ucuza geldi. Vizeyi de aldıktan sonra uçak tarihini beklemeye başladık ve internette ne var ne yok hepsini okuduk, listeledik.

Amsterdam’a olan yolculuğumuz Pazartesi erken saatlerde başladı. Valizlerle çantalarla yollara düştük ve 3 saatlik uçuştan sonra Shippol’e vardık. Shippol Amsterdam merkeze çok yakın bir havaalanı. Ülkeye giriş işlemlerinden sonra ‘I am Amsterdam’ kart ve tren bileti alarak hemen alt tarafta olan diğer trene atladık. Sadece iki durak mesafede olan otelimize varmamız çok kolay oldu. Burada Amsterdam Kart’a bir parantez açmakta fayda var. Amsterdam gezileri ile ilgili hemen her yazıda karşılaşacağınız bu mucize kart gezinizde çok yardımcı oluyor. Bizimde ilk işimiz bu kartı kapmak oldu. Kartın 1, 2 ve 3 günlük versiyonları var. Biz acemiliğimiz süresince rahat etmek adına 2 günlük olanı tercih ettik ve kişi başı 60 Euro verdik. Fiyat ilk başta fazla gibi gözükse de sadece birkaç müze ve kanal turunun bu ücretten fazlaya geldiğini gördüğünüzde kararınızı ne kadar doğru olduğunu fark edeceksiniz.

Trenle merkeze doğru iki durak gittiğinizde kendinizi Sloterdejk’de buluyorsunuz. Burası metro, tren, tramvay ve otobüs duraklarının bulunduğu bir durak. Bu yüzden ulaşımda hiç sıkıntı yaşanmıyor. Konakladığımız Meinenger Otel bu durağın hemen yanında. Renkli ve cıvıl cıvıl bir otel. Gençlerle dolu olmasının bunda büyük etkisi var. Özellikle kahvaltısı gayet başarılı. Ayrıca sıcak ekmeklerle yapacağınız sandviçler ve elmalarla kendinize gün içerisinde atıştıracak bir şeyler hazırlayıp, parklarda bahçelerde afiyetle yiyebilirsiniz. Otele giriş işlemlerini kolayca halledip odaya yerleştik. (Bu arada Booking’e duacıyız) Merkezi kolaçan etmek için yola koyulma zamanıydı. 48 numaralı otobüse binince 10 dakikada Amsterdam merkezdeydik. Bu arada Amsterdam Kartınızın aktif olması iki ayrı şekilde gerçekleşiyor. Toplu taşıma ve müzeler farklı saatlerde aktif oluyor ve ayrı ayrı 48 saatlik süreleri başlıyor. Merkeze giderken Amsterdam’ın tuğla binalardan oluşan mimarisi, evlerin yamukluğu, düzeni, temizliği, sakinliği gibi detaylara takılmadan edemiyor insan. Sanırım bunda marijuananın (F-New Yo edit: Civere) etkisi büyük.

Şehirde beni en çok etkileyen şey bisiklet oldu. Amsterdam için bisiklet çok başka… Ki tiplerini görseniz, gerçekten başka! Aynı cadde üzerinde yaya yolu, otomobil yolu, tramvay yolu ve bisiklet yolunu; bir de hiç birinin birbirine dahil olmadan ilerlediğini görünce hayli şaşırıyorsunuz… Şehri doyasıya gezmek için bisiklet kiralamaya karar verdik. Amsterdam sokaklarına daldık.

 

Yazının devamı önümüzdeki günlerde arkidişler..

[Best_Wordpress_Gallery id=”18″ gal_title=”Amsterdam 1″]

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here