SHARE

Hepimiz gerek çevremizde gerek sosyal medyada olsun, kendimize ideal olarak belirlediğimiz hayatlar ve insanlar görüyoruz. Bulunduğumuz yaşa gelirken sistemin bize empoze ettiği; hayatlarımızda olmazsa olmaz olarak görülen şeylerin birikimiyle de beklentilerimiz ve gayet doğal olduğunu düşündüğümüz hırslarımız var. Tüketim çarkları her zerremizi öğüttüğü için düşüncelerimiz farklı noktalara gelemiyor. Dünyanın neresinde olursak olalım lüks tüketime yönelik isteklerimizin önüne geçemiyoruz. Ev almak, araba almak istiyoruz. Sonra daha fazla odalı, manzaralı, büyük motor hacimli ya da bilmem ne kadar dört çekerli olsun diyoruz. Bunlar belkide en basitleri… Ve başta belirttiğim gibi etrafımızda, sosyal medyada ya da geleneksel medyada hergün bu tipleri görüyoruz. Bu tipler ne mi? Bizi insan adaletinden soğutanlar. Yanlışlıkla kendimize ‘ideal’ olarak belirlediğimiz; onların sahip olduklarının bizi mutlu edeceğini sanarak yanılgıya düştüğümüz tipler. “Ben 30 yaşında daha bu kadar şey yaptım, falanca 25 yaşına bile gelmeden neler yapıyor”

Hayatta şartların hiçbir zaman eşit olmadığına ve olmayacağına inanan biri olarak; eğer böyle düşüncelere kapılıyorsanız, yani hayattan bir adalet bekliyorsanız boşuna beklemeyin derim. Beklemeyin çünkü gelmeyecek. Dünya geneline hakim ekonomik sistem bunun böyle olması için, muhtemelen bizden daha zeki insanlar tarafından tasarlandı. Böyle devam etmesi için de her şeyi yapacaklarına emin olabilirsiniz.

İnsan hayatının temel belirleyicisi beklentilerimiz. İçinde bulunduğumuz an, sevdiklerimiz, aile bağlarımız… Yaşama olan bağlılığımız, gerçek mutluluğun temeli. Eğer bunlardan uzak metalara kapılır; yani maddeye tapar duruma gelirsek -ki sistem doğumumuzdan ölümümüze kadar böyle olması için elinden geleni yapacak- beklentilerimiz yükselecek. İhtiyacımız olmayan bu beklentiler mutluluğumuzu alıp yerine depresif bir ruh hali verecek.

Gelişmişlik ve kültür burada belirleyici etken bence… Avrupa kültürü malum yılların birikimine sahip. Peki, adını çokça duyduğumuz kaç Avrupa şehrinde Dubai trafiğindeki araçların görüntüsü var? Hemen hemen hiçbirinde. Daha az gelişmiş tüm ülkelere bakarsak; mesela İran gibi, bu tarz ülkelerde trafik lüks araçlardan geçilmez. Bizde ötv bu kadar yüksek olmasa bizimde farkımız olmayabilirdi. Çünkü lüks, mutlulukla eşitlenmiş durumda zihinlerde. Bu da adalet inancımızı sarsmakta ve toplumsal depresyonu tetiklemekte… Kocaman mutsuz insanlar kümesi halindeyiz.

Demem odur ki; beklentilerimizi yok edelim ve daha mutlu insanlar olmaya çalışalım. Kendi adaletimiz için…

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here